Çağrı Üzerine Çalışma ve İşçinin Yasal Güvenceleri
Esnek çalışma modellerinden biri olan “çağrı üzerine çalışma”, işverenin iş gücü ihtiyacının belirsiz olduğu durumlarda başvurulan bir yöntemdir. Ancak bu model, işçiyi tamamen belirsizliğe iten bir sistem değildir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesi, bu çalışma türünü sıkı emredici kurallara bağlayarak işçinin ücret ve sosyal haklarını güvence altına almıştır.
1. Sözleşmenin Şekli ve İçeriği
Çağrı üzerine iş sözleşmesinin geçerli olması için yazılı yapılması zorunludur. Sözleşmede çalışma süreleri belirlenmemişse, kanundaki karineler uygulanır. Bu modelde işçi, işverenden gelecek “çağrı”ya kadar iş görme borcu altına girmez; ancak çağrı geldiğinde sözleşme şartlarına göre işe başlamakla yükümlüdür.
2. Çalışma Süresindeki Yasal Karineler
Taraflar sözleşmede haftalık, aylık veya yıllık çalışma süresini serbestçe belirleyebilirler. Eğer bu süre belirlenmemişse:
3. Çağrı Usulü ve Ön Bildirim Süresi
İşveren, işçiyi çalıştıracağı zamandan makul bir süre önce haberdar etmelidir. Kanuni düzenlemeye göre;
- Aksi kararlaştırılmadıkça, işveren çağrıyı çalışılacak zamandan en az 4 gün önce yapmak zorundadır.
- Sözleşmede bu sürenin artırılması mümkündür, ancak kısaltılması işçinin sosyal hayatını planlama hakkını zedeleyebileceği için risklidir.
4. Günlük Çalışma Sınırı
İşçi işe çağrıldığında, sadece kısa bir süre çalıştırılıp gönderilemez. Sözleşmede belirtilmediği takdirde: