Delil ve Olayın Geç Bildirilmesi (CMK Madde 207)
Ceza yargılamasında temel amaç maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Bu nedenle, hukuk davalarından farklı olarak, delillerin sunulması belirli bir süreyle sınırlandırılmamıştır. “Delil serbestliği” ilkesi gereği, hüküm verilinceye kadar her aşamada yeni delil sunulabilir.
1. Geç Bildirilen Delilin Reddedilememesi
Kanun, delilin geç bildirilmesini bir ret sebebi olarak kabul etmemiştir. Önemli olan delilin gerçeği ortaya çıkarıp çıkarmadığıdır.
(1) Delilin ortaya konulması istemi, bunun veya ispat edilmek istenen olayın geç bildirilmiş olması nedeniyle reddedilemez.
(2) Cumhuriyet savcısı ile sanık veya müdafii birlikte rıza gösterirlerse, tanığın dinlenmesinden veya başka herhangi bir delilin ortaya konulmasından vazgeçilebilir.
2. Adil Yargılanma ve Savunma Hakkı
Delilin geç sunulması serbest olsa da, bu durum karşı tarafın (savcılık veya savunma) hazırlıksız yakalanmasına neden olmamalıdır. Geç bildirilen delile karşı diğer tarafın beyanda bulunması ve hazırlık yapması için mahkemece uygun bir süre verilmelidir.
3. Yargıtay Uygulaması ve Hukuka Aykırı Delil İlişkisi
Delillerin ortaya konulması süreci ile hukuka aykırı delil sorunu birbirinden ayrıdır. Bir delil geç sunulabilir ancak hukuka aykırı elde edilmişse (örneğin, arama kararı veya rıza olmadan aracın bagajının aranması gibi), bu delil hükme esas alınamaz.
“Arama kararı olmadan sanığın bagajında kaçak eşya ele geçmiş olması… sanık bagajı kendi rızası ile açmış olsa bile… hakim kararı veya yetkili merciin yazılı emri olmadan rıza ile yapılan arama hukuka aykırıdır.”
Bu karar, delil sunma sürecinde CMK 207’nin genişliğine rağmen, delilin elde ediliş yönteminin (CMK 206 ve 217) sınırlayıcı olduğunu göstermektedir.